Feng Shui Turkey | Kış Gündönümünün Getirdikleri
1476
post-template-default,single,single-post,postid-1476,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-child-theme-ver-1.0.0,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,disabled_footer_top,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

Kış Gündönümünün Getirdikleri

22 Ara Kış Gündönümünün Getirdikleri

Yaşasın, günler artık uzamaya başlıyor. Dün kuzey yarımkürede kış dönümü idi. Yılın iki noktasında, Haziran ortası ve Aralık ortasında, gün içindeki aydınlık ve karanlık dengesi en uç noktaya ulaşır ve güneşin yükseldiği ve aynı yerde bulunduğu birkaç gün yaşarız. Güneş doğar, aynı yerde  “hareketsiz durur”. Bu zaman İngilizce Solstice, Latince sol (güneş) ve stil (durgun) olarak bilinir ve şu anda bu durgunluk zamanının ortasındayız. Dünyanın kuzey yarısında Kış Gündönümü, güneyde ise Yaz Gündönümü.

Bu güneş olayı tüm dünyada ve insanlık tarihi boyunca gözlemlenmiştir ve Gündönümü ile ilgili birçok geleneksel halk hikayeleri benzer yenilenme ve yenilenme temalarını anlatmaktadır.

Sabah Permakültür Araştırma Merkezi’nin bültenini aldım ve Charlotte Aschwanden’ın makalesi çok hoşuma gitti. Charlotte bu makale ile, modern toplumda yaşayanlara, gerçekten kalıcı bir kültürün yaratılmasına yardımcı olacak yenilenme fikrini kullanmaları için ilham sağlamayı amaçlamış.

Yenilenme Nedir?

Birçok çevreci söylem, çevre korunmasında “sürdürülebilir” olmayı hedefler. Bir şey sürdürülebilir olduğunda, mevcut kaynaklarla gelişmeye devam edebilir, ancak kendi içinde gelişmez. Bu nedenle, sürdürülebilir olmak iyi bir başlangıç ​​noktası sayılabilir, ancak nihai hedef olmamalıdır.

Toby Hemenway, sürdürebilirliği şöyle açıklamış: “Dejeneratif olan şeyler- yani, çürüyen, kirleten, yok eden, zarar veren şeyler ile rejeneratif, yani yenilenen faaliyetler arasındaki orta nokta”

Dolayısıyla amaç, sadece sürdürmek yerine yenilenen sistemlere ulaşmaktır. Toby Hemenway’in de işaret ettiği gibi, doğal olarak işleyen ekosistemler genellikle içinde rejenerasyon, yani yenilenme içerirler.

Rejeneratif Bakış Açısı

Gelişen ekosistemler, doğum – büyüme – ölüm – çürüme – yeniden doğuş döngüsü içerisinde sürekli olarak yenilenmektedir. Ancak bunun gerçekleşmesi için önce bir tür ölümün olması gerekir. Ölüm yoksa, o zaman yeniden doğum olamaz.

Fiziksel bir ekosistemde bunu görmek kolaydır; örneğin ormanda toprağın zengin ve verimli olması için, içinde büyüyen bitkilerin ölmesi gerekir. Böylece çürüyen bitkiler, bir zamanlar onları besleyen toprağın beslenmesini sağlar. Bu yaklaşımı sosyal permakültürümüzdeki görünmez sistemlerimizde de benimsemek giderek daha fazla önem kazanıyor. Ekosistemimizi daha da çok geliştiren permakültür sistemlerine sahip olmak isteyebiliriz, ancak kendi sistemimizin bazı bölümlerinden feragat etmek istemiyorsak, erişme potansiyelimiz olan yenilenmelerden de uzak duruyoruz demektir. Bu, insan toplulukları, ilişkiler ve hatta kendi zihnimizin manzaraları için bile geçerli olabilir.

Işık ve karanlık

Birçok toplumda kış gündönümündeki ölüm ve yeniden doğuş temalarına ilişkin hikayeler bulabiliriz. Örneğin, İngiliz kültüründe Çobanpüskülü ve Meşe Kralı adında iki ağacın savaş hikayesini anlatılır. Bu ağaçlar ateş ve eril gücü temsil eden ikiz kardeşlere benzetilir. Her yıl iki kez birlikte savaşırlar – bir kez kış gündönümünde ve bir kez de yaz gündönümünde. Kış gündönümünde, gökyüzü ve ışık tanrısı Meşe Kral savaşı kazanır ve karanlık ve yeraltı tanrısı Çobanpüskülü Kralı’nı öldürür. Böylece, yılın en karanlık gününde bile, insanlara bu noktadan sonra günlerin daha uzun olmaya başlayacağı ve bir büyüme zamanının mevcut olduğu hatırlatılır. Yaz gündönümünde Çobanpüskülü Kralı yenilenir ve Meşe Kralını öldürür ve böylece döngü devam eder.

Eski Yunanlıların buna eşdeğer hikayesi Hades ve Persephone’un hikayesidir.

Persephone, doğurganlık ve büyüme Tanrıçası Demeter’in kızıdır. Bir gün Persephone yeraltı dünyasının tanrısı Hades ile karşılaşır. Burası tam belli değil ama ya baştan çıkarıldı ya kaçırıldı, ya da isteyerek gitti – her şekilde, yeraltında Hades’in  ona lezzetli, sulu bir meyve sunduğu yere iner. Bu sırada Demeter, kızını bulmaya çalışırken çılgına döner. Öfke içinde, bitkilerin büyümesine yardımcı olmayı unutur. Yapraklar ağaçlardan düşer, çiçekler solup gider, toprak soğur ve çıplaklaşır.

… Persephone bir nar alır ve… altı tohum yer.

Demeter Persephone’u bulduğunda eve gelmesini ister. Hades, iş işten geçti der ve yeraltı dünyasının meyvesini yediğini söyler. Sonunda sadece altı nar çekirdeği yediği için yılın 6 ayını ışık dünyasında ve 6 ayını da yer altı dünyasında geçirebileceğini kabul ederler.

Eski dünyada yaşamıyor olsak da, bu hikayeler hangi titreşimleri alıp kendi hayatımıza uygulayacağımız konusunda bize ilham kaynağı olabilir. Bu öyküleri metafor olarak ele alırsak, kesinlikle kaçınılmaz olan doğa döngülerinin içinde, her iki hikayenin de bu kaçınılmazlığa karşı bir mücadele unsuru içerdiğini fark edebiliriz. Ağaç krallarının savaşını veya Demeter’in Persephone’u bırakmayı reddetmesini, eski kalıplara tutunmak ve değişime direnmeye çalışmanın sembolü olarak görebiliriz.

Uygarlığın Sonu

O halde değişime karşı direniş, yenilenmeyi engelleyebilir – kişiselden küresel olana kadar. Toby Hemenway’in dediği gibi permakültür, insanların ekosistemdeki diğer varlıklar ile birlikte, yenilenen bir dünya tasarlamaya yardımcı olabilir; fakat mevcut sözde “medeniyet” modelimizde bunu başarmak mümkün değildir. Modern toplum, rejeneratif olmayan ve hatta sürdürülebilir bile olmayan kalıplara dayandığından, yeni modellerin gelişmesi için mevcut olanların yok olması gerekir.

Charlotte’un makalesinin sonu beni düşüncelere sevkediyor: “Eski uygarlığın yok oluşunun bir parçası olmak biz Permakültür uygulayıcılarının işi değildir, çünkü permakültür bu sondan doğabilecek alternatifin ve yeni kültürün yaratılmasında çok derece yararlıdır. Bununla birlikte, yenilenmeyi bekleyen insan topluluğunun büyümesini kolaylaştırmak için, yılın bu güçlü zamanında, kendimize şu soruyu sormak faydalı olabilir: Siz kendi hayatınızda yeniden canlandırmak için yok olmayı bekleyen hangi kalıpları tutuyorsunuz?

 

No Comments

Post A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Barkod Etiketi üretimi yapan firmaların işi ciddi bir iştir. Bu anlamda sizin de hangi firmayla çalışma yatığınız çok büyük önem taşır. Kullanım alanı sınırsızdır. Her alanda ve her sektörde bu etiketlere ihtiyaç duyulur. Etiket çeşitleri ve Barkod etiketleri, seri üretimle hazırlanmaktadır. Etiketler ahşap, plastik, metal ya da cam gibi ambalajlı ürünlerin üzerilerine ugulanır.
Mide botoksu midenin belirli yerlerine botoks maddesi enjekte etme suretiyle midedeki kasların çalışmasını sınırlandırmayı ve sayede midenin gıdaları sindirim sürecini yavaşlatarak buna bağlı olan açlık-tokluk hissi süresinin de uzatılmasını amaçlayan ameliyatsız kolay kilo verme tedavisidir. Botoks uygulanırken, midenin detaylı şekilde içerden görüntülenmesini sağlayan endoskopi uygulaması ile gerçekleştirilir. Bu sayede hastaya sadece gastroskpik uygulaması kadar bir rahatsızlık olur. Özellikle diyet programlarına ve düzenli egzersizlere uymakta zorlanan ve buna bağlı olarak da obeziteye yakalanan, bu yüzdende obezitenin sebep olduğu çeşitli sağlık sorunları olan kişiler için mide botoksu bir devrim niteliğindedir ve son yıllarda ülkemizde yaygın olarak kullanılmaktadır.
En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
Termal Etiket Eco Termal etiket, yüzeyinde hami bir katman bulunmayan miktar çeşididir. Kumbara üzerine termal lamine edilmesi sonucunda oluşmaktadır. Kullanılan barkod yazıcının baş bölgesindeki ısı beraberlik birlikte termal sıvılaşma özelliği gösterir dahi bu şekilde Eco termal etiketin üzerine baskı alınır. Bu termal etiketlere yumruk termal olarak (ısıyla) yapılır ve yerde yüzden ribon kullanılmaz. Ribon kullanımı olmadığı için tahakküm maliyeti sıfıra yakındır.
Dijital Baskı ve baskı etiketi teknolojileri geliştikçe firmaların büyük ebatlı etiket ihtiyaçlarına da dijital çözümler sunulmaya başlamıştır. Böylece, birbirinden canlı renklerin ve kusursuz çizgilerin hakimiyetindeki büyük ebatlı dijital baskı etkileri; kurumsal firmaların reklam kampanyalarındaki en iddialı unsurlarına dönüşmüştür.
En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
Botoks esas olarak ciltte kırışık azaltmak amacıyla çok yaygın kullanılmaktadır ve tehlikeli bir yan etkisi bilinmemektedir. Mide botoksu uygulaması ise standart bir endoskopik işlem olduğundan literatürde bildirilmiş önemli bir yan etkisi bulunmamaktadır. Kas hastalığı olanlar ve botoksa karşı alerjisi olan kişilerde işlemin uygulanması uygun değildir. Botoks işlemleri genel olarak estetik operasyonlarda, ciltteki kırışıklıkları azaltmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu noktada hem estetik, hem de obezite tedavisi amaçlı yapılan botoks uygulamalarının uygun hastalara yapıldığında bilinen herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır. Kas hastalığı yaşayan, botoks alerjisi olduğunu düşünen ve gastrit, ülser vb. mide rahatsızlığı olan hastalar durumlarının hekimlerine belirtmeli ve gerekli tetkiklerin yapıldığına dikkat etmelidir. Bunun yanı sıra hastaların botoks uygulaması yaptırırken tecrübeli bir hekim ve tam donanımlı bir hastane tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır.

Nasıl uygulanır?

Anestezi Hekimi eşliğinde endoskopik yöntemle kesisiz olarak mideye ulaşılır ve mide içerisinde ortalama 20 noktaya yapılan Botulinum toksini sayesinde uzun açlık süresi, geç acıkma, iştah kontrolü ve çabuk doyma gibi etkiler kazandırılan hasta hızla kilo verir.

İşlem endoskopik yolla, ameliyat riskine girmeden ve özel bir hazırlığa gerek duyulmadan yapılabilmekte ve 10-15 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanabilmektedir. 1-2 saat sonra kişi sosyal yaşantısına dönebilir.

Mide botoksu sonrasında nelere dikkat etmek gerekir?

Fastfood gibi hızlı tüketilen gıdalar, asitli içecekler tüketilmesi zararlıdır. Botoks uygulanan hastalar daha geç acıkmakta, daha az porsiyonlarla doymakta, daha erken tokluk hissetmektedir.

Mide Botoksu Kimler için Uygundur?

Mide botoksu aslında kilo vermek isteyen herkese uygulanabilir. Bu işlem bir ameliyat değildir. Ancak hasta seçimi önemlidir. Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan ve ameliyat ile başarı elde edilebilecek hastalarda mide botoksunun çok faydalı olmayacağını söylemek gerekir. Bu noktada fazla kiloları olan ama ameliyat edilecek kadar da obez olmayan ve kilo vermek isteyen hastalar ideal hasta grubunu oluşturur. Midesinde ülser veya gasrit olan hastalarda ise öncelikle bu hastalıkların uygun tedavisi gerçekleştirildikten sonra mide botoksu uygulanabilir.

Botoks esas olarak ciltte kırışık azaltmak amacıyla çok yaygın kullanılmaktadır ve tehlikeli bir yan etkisi bilinmemektedir. Mide küçültme ameliyatı uygulaması ise standart bir endoskopik işlem olduğundan literatürde bildirilmiş önemli bir yan etkisi bulunmamaktadır. Kas hastalığı olanlar ve botoksa karşı alerjisi olan kişilerde işlemin uygulanması uygun değildir. Botoks işlemleri genel olarak estetik operasyonlarda, ciltteki kırışıklıkları azaltmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu noktada hem estetik, hem de obezite tedavisi amaçlı yapılan botoks uygulamalarının uygun hastalara yapıldığında bilinen herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır. Kas hastalığı yaşayan, botoks alerjisi olduğunu düşünen ve gastrit, ülser vb. mide rahatsızlığı olan hastalar durumlarının hekimlerine belirtmeli ve gerekli tetkiklerin yapıldığına dikkat etmelidir. Bunun yanı sıra hastaların botoks uygulaması yaptırırken tecrübeli bir hekim ve tam donanımlı bir hastane tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır.

Mide Küçültme Ameliyatı Olmanın Faydaları?

Bu ameliyat ile vücuttaki fazla kilonun ortalama %60'ı oldukça kısa sürede kolaylıkla verilir. Mide bağırsak sistemindeki yiyecek geçiş sisteminde bir değişikliğe gerek kalmaz. Mide küçültme ameliyatından sonra metabolik bozukluklar daha çabuk sürede düzelir.

Mide botoksu sonrasında nelere dikkat etmek gerekir?

Tüp mide ameliyatı kapalı yapıldığı için, ameliyat sonrası ağrı çok azdır ve estetik sonuçlar da oldukça başarılıdır. Fotoğrafta ameliyat olan bir hastanın ameliyattan 10gün sonrası durumu paylaşılmış, birkaç ay sonra da bu çizgiler de hemen hemen kaybolmuştur. Hastalar, ameliyat sonrası hemen ayağa kalkabilir ve 3. günde evlerinde, 6 ila 7. günde de işlerine dönebilirler

Mide Botoksu Kimler için Uygundur?

Mide Kelepçesi Ameliyatı: Bu operasyonda tüp mide ameliyatından farklı olarak, mide kelepçesi ameliyatının geri dönüşü mümkündür. Midenin üst kısmındaki cep daha küçüktür ve gıdalar tüketildiğinde bu cep hemen dolduğundan dolayı tokluk daha çabuk hissedilir. Hasta istediği kiloya eriştiğinde isterse gastrik bandı çıkartılır.